Biyolojik silahlar

Biyolojik silahlar diğer canlılar üzerinde zararlı etkiler yaratmak maksadıyla kullanılan bakteri, virüs vb. bulaşıcı ajanlardır. Bu tanım genellikle biyolojik olarak elde edilen toksinleri ve zehirleri de kapsayacak şekilde genişletilir. Biyolojik savaş araçları , yasayan mikroorganizmaları (bakteri, protozoa, riketsia, virüs ve mantar) içerdiği gibi bitkiler ve hayvanlar tarafından üretilen toksinleri (kimyasallar) de kapsar. Bazı yazarlar toksinleri kimyasal olarak kabul ederken, çoğunluğu 1972 Biyolojik Silahlar Konvansiyonunda (Convention on the Prohibition of the Development, Production and Stockilling of Bacteriological (Biological) and Toxin Weapons on Their Destruction) da belirtildiği gibi biyolojik ajan olarak kabul etmektedir.
Biyolojik maddeler kokusuz, tatsız ve aerosol bulutu halinde atıldığı zaman 1 ila 5 micrometre veya mikron boyutunda son derece küçük partiküllerden oluştuğundan insan gözüyle görülemez.
Silah olarak kullanılabilecek biyolojik ajanlar su şekilde sıralanabilir;
Bakteriler:Küçük-serbest yasayan organizmalar olup çoğunluğu kati veya sıvı kültür ortamında üretilebilirler. Bu organizmalar sitoplazma ,hücre zari ve nükleer materyaller içeren bir yapıya sahiptir. Basit bölünme ile ürerler .Oluşturdukları hastalıklar genellikle spesifik antibiyotik tedavilerine cevap verirler.
Virüsler :İçlerinde çoğalabilecekleri canlı organizmalara ihtiyaç duyan organizmalardır. Bundan dolayı da enfeksiyöz etkileri büyük oranda konak hücrelerin bağımlıdır. Virüsler genellikle antibiyotik tedavilere cevap vermeyen fakat antiviral bileşimlerin bir kısmına ve sinirli kullanıma uygun preparatlara cevap veren hastalıklara neden olurlar.
Riketsialar:Hem bakterilerin hem de virüslerin genel karakterlerini taşıyan mikroorganizmalardır. Bakteriler gibi metabolik enzimler ve hücre zarından oluşurlar ve oksijen kullanırlar ve geniş çaplı antibiyotiklere karsı duyarlıdırlar. Yasayan hücreler içinde üremelerinden dolayı da virüsleri andırırlar.
Klamidya : Kendi enerji kaynaklarını üretemediklerinden zorunlu hücre içi parazitlerdir. Bakteriler gibi geniş spektrumlu antibiyotiklere cevap verirler Çoğalmak için virüsler gibi yasayan hücrelere ihtiyaç duyarlar
Mantarlar: Fotosentez yapamayan, anaerobik (oksijensiz) büyüme yeteneğine sahip ve çürüyen bitkisel olgulardan besin ihtiyaçlarını karşılayan ilkel bitkilerdir.
Toksinler:Yasayan bitkiler ,hayvanlar veya mikroorganizmalardan elde edilen veya üretilen zehirli maddelerdir. Bazı toksinler kimi kimyasallara da dönüştürülebilirler.
Toksinlere özel anti serum ve seçilmiş farmakolojik ajanlarla karsı konulabilir
Literatürde çok sayıda biyolojik savaş ajanı belirtilmektedirler. Bunların arasında ;
Bacillus Anthraksis (Şarbon Etkeni)
Botulinum Toksinleri (Konserve Zahiri)
Brucelloz (“Malta Humması” Etkeni)
Vibrio Cholera ( Kolera Etkeni)
Clostridium Perfringens (Gazlı Gangren Etkeni )
Salmonella Typhi (Tifo Etkeni)
Psoudomanas Psoudomallei (Melioidozis hastalığı Etkeni)
Psoudomanas Mallei (Ruam hastalığı Etkeni)
Yersinia Pestis (Veba Etkeni)
Francisella tularensis (Tularemi Etkeni)
Coxiella Burnetti ( Q Atesi Etkeni)
Smallpox Virüs (Çiçek hastalığı Etkeni)
Congo-Crimean Hemorajik Atesi Virüsü
Ebola Virüsü
Stafilokoksik Enterotoksin B
Rift Valley Atesi Virüsü
Trichothecene Mycotoxins
Venezüella At Ensefaliti
Kriptokokoz
Koksidiomikozlar
Plazmodium vivax (Sıtma Etkeni)
Risin (Keneotundan elde edilir)
Saxitoksin (predominant olarak doğada deniz dinoflajellileri tarafından üretilir)
ETKILERI:
Biyolojik organlar ya yasayan organizmalar ya da ölüm veya hastalıklara sebep olan toksin gibi türevlerden oluşur. Yasayan organizmalar etkilerini gösterene kadar yasayan hedeflerde çoğalırlarken , toksinler üreyemezler. Toksinler genellikle daha öldürücüdür, birkaç dakika veya saat gibi nispeten çok çabuk ölüm veya saf dişi bırakmaya neden olur.
Yasayan organizmalar enfeksiyon ve semptomun görünmesi arasında 24 saat ila 6 hafta arasında kuluçka devri gerektirir. Biyolojik silahlar ilk saldırıdan sonra birkaç hafta sonra dikkate değer bir etki bırakmaya devam edebilir. Benzer şekilde geciktirilmiş kuluçka periyodu atıldığı yerde ajanın tamamen örtülü olarak gelişmesini sağlar ve etkisi ortaya çıktığında hastalığın tabii olarak geliştiği fikrini oluşturabilir.
Bir biyolojik saldırı, bir bölgeyi birkaç saat ile birkaç hafta boyunca kirletir, teçhizatı kirletir ve birlikleri harekatı son derece sınırlayan, koruyucu elbise giymeye zorlar ve/veya koruyucu yan etkileri büyük ölçüde bilinmeyen antidotlar almak zorunda bırakırlar.
Bu ajanların bazıları ölümcüldürler, diğerleri genellikle kapasite düşürücü olarak kullanılırlar. Literatürde klasik tedavi yöntemlerinin etki edemediği veya belli etnik gruplar üzerinde kullanılabilen genetik mühendisliği ürünü ajanlardan bahsedilmektedir.
Kimyasal silahların bütün korkunçluğuna rağmen , biyolojik organizmanın çok küçük bir örneği bile çok daha ölümcül olabilir.
Örneğin; Bacillus Antraksis basilinin yol açtığı şarbon hastalığında solunum yoluyla havadan alınan dayanıklı sporlar akciğerler içerisinde açılarak çoğalmakta, başlangıçta soğuk algınlığı semptomlar ile kuluçka devresini geçirerek kısa sürede öldürücü tablolar ile karsımıza çıkmaktadır.
Genetik mühendisliği öldürücülüğü artırmak için daha fazla patojen veya toksin üreten genlerin geliştirilmesi için potansiyel yaratmıştır. Bu şekilde normal halinden 100 defa daha fazla patojen olan ve toksin üreten hücreler elde edilmiştir.
Enfeksiyonu yayarken kararlılığı geliştirebilmek ancak genetik olarak güçlendirilmiş ajanlarla mümkündür. Bu şekilde kurumaya, ültraviyole ısınlarına, ısınmaya karsı patojenlerin dirençli olmaları sağlanır.
Belirli biyolojik ajanlara besleyici katkı maddesi kullanılması aerosol içinde hayatta kalmalarını kuvvetlendirir. Bazı patojenlerin belli çevre şartları içinde kontrollü olarak mevcudiyetlerinin sağlanması bile mümkündür. Koşullara bağlı kendini yok eden genler adi verilen gelişme ile organizmalar belirli bir çevrede önceden belirlenen miktarlarda kopyalandıktan sonra tamamen yok olacak şekilde programlanabilmektedir. Böylece, enfekte olmuş arazi belirli bir zaman sonra güvenlik içinde işgal edilebilecektir.
SINIRLAMALARI:
1-Biyolojik ajanlar, kimyasal silahların aksine etkilerinin tahmin edilmesi ve kontrolü son derece zordur. Etkileri, kimyasal ajanlardan daha fazla isi, hava şartları ve tomografik yapıya bağlıdır
2-Böylece, her zaman yalnız hedefi kirletme riski vardır.
3-Bir çok biyolojik ajan etkili olabilmesi için solunum veya sindirim yoluyla alınmalıdır. Kimyasal ajanlarda olduğu gibi deri ile temas sonunda enfeksiyon yaratması mümkün değildir. Bu durumda, eğer biyolojik ajanlar doğru bir şekilde tespit edilebilirse buna karsı savunma kimyasal ajanlara karsı savunmadan daha kolaydır.
4-Anthraks sporları ve bazı toksinler gibi kuru ajanlar kalıcı olmalarına rağmen, bir çok biyolojik ajanın etkisi zamanla çok çabuk azalır.
5-Anthraks sporları toprakta ölümcül formasyonunu onlarca yıl muhafaza eder. Buna benzer ajanlar uzun vadede tehlikelerini sürdürürler. Bu şekildeki ajanların kullanım durumunda taarruzu gerçekleştiren tarafın işgal etmek veya geçmek istediği harekat alanı kirletilmiş olur ve koruyucu elbise kullanma ihtiyacı ile ciddi dekontaminasyon gereksinimlerini beraberinde getirir.
6-Biyolojik silahlanmanın getirdiği depolama ve kullanma her zaman teknik zorlukları beraberinde getirir.
Biyolojik Silahlardan Korunma:Biyolojik silahlardan korunma birbiriyle bağlantılı beş asamadan oluşmaktadır;
Önleme: Biyolojik silahların kullanılmasını engellemek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır., Uluslararası silahsızlanma ve teftiş rejimleri biyolojik ajanların biyolojik savaş durumunda üretimini ve kullanımını caydırmaktadır. İstihbarat çalışmaları sonucunda potansiyel tehlikeler belirlenerek gerekli önleyici tedbirler alınabilir. Doğal olarak ortaya çıkan ajanlara karsı asılama önemli bir tedbirdir, ancak genetik mühendisliği ile bu asıların etkisini sınırlayan ajanlar üretilmiştir.
Korunma:Biyolojik ajanlara karsı korunma yöntemleri sinirlidir. Koruyucu elbiseler , maskeler kısa süreli koruma sağlayabilirler. Bununla beraber, şarbon gibi etkinliğini uzun süre koruyabilen kimi ajanlar için bu tedbirler sadece ilk aşamada faydalı olabilirler.
Belirleme:
Tedavi:Tedavi yöntemleri enfeksiyon gelişen kişilerde maruz kalınan ajanın belirlenebilmesine bağlıdır. eğer belirlenemiyorsa geniş spektrumlu yüksek doz antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. ajanın tespiti durumunda ise duyarlı antibiyotikler tercih edilerek tedaviye başlanmalıdır. Örneğin şarbon etkeni tespit edilmişse; her iki saatte bir , iki milyon ünite penisilin tedavisi uygulanabilir. Toksinlere karsı uygun antidotlar varsa kullanılmalı, yoksa destek tedavisi uygulanmalıdır.
Dekontaminasyon-Temizleme:Zamanla dağılarak etkilerini kaybeden kimyasal silahların tersine biyolojik silahlar zaman geçtikse etkilerini artırıp çoğalabilirler. Şarbon toprakta en az kırk yıl aktif olarak kalır ve çevre şartlarına karsı dirençlidir. Bu sebeple biyolojik savaş ajanlarının etkilerinin ortadan kalkması yıllar alabilir.
Biyolojik savaş ajanlarının gelişmesi ile beraber dünyada bu silahların kullanım ve üretimini sınırlamak maksadı ile 1925 yılında Cenova Protokolü, 1972 yılında Biyolojik Silahlar Konvansiyonu (BWC-Biological Weapons Convention) imzalanmış, farklı tarihlerde bu konvansiyonun gözden geçirildiği toplantılar yapılmıştır. İnsanların bu tür silahların yapımını düşünmeleri bile ürkütücüdür. Ancak bunun artık bir düşünce olmanın ötesine geçtigi, bazı ülkelerde bu silahların yüksek miktarlarda stoklandigi da bir gerçektir.
Dünya klonlanma etigini tartışırken asil sorun olan genetik mühendislik yöntemi ile geliştirilmiş biyolojik silahlar gözden uzak kalmıştır. Olası bir biyolojik silah saldırısına karsı, yüksek teknik eğitim almış ekiplerin kurularak uluslar arası işbirliği ile potansiyel biyolojik silah üretici ve kullanıcılarının yakından takip edilmesi, hastanelerde bu tip saldırılar için özel donanımlı servisler oluşturulması, yapılacak olan ulusal felaket planlarının bir parçası olmalıdır.
Dünya Tabipler Birliği 1990 yılında, 42. oturumunda Kimyasal ve Biyolojik Silahlar Konulu Bildirgeyi kabul etmiş , Tokyo bildirgesiyle de sağlık hizmeti vermesi beklenen hekimlerin , kimyasal ve biyolojik silahların araştırılmasına katılmasını , kişisel ve bilimsel bilgilerini bu silahların keşfi ve üretiminde kullanmalarının etik olmadığını bildirmiştir.
KAYNAK
Adli Tip ve Adli Bilimler
Prof.Dr. I. Hamit Hancı-Ankara, 2002 , © Seçkin Yayıncılık
BIOLOGIC WEAPONS
Prof. Dr. I. Hamit HANCI* , Dr. Çağlar ÖZDEMIR*,
Arif BOZBIYIK**, Adli Biyoloji Uzmanı Aysim Tug*
*Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi Adli Tip Anabilim Dalı
** Ankara Üniversitesi Adli Tip Enstitüsü
Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr
Etiketler: Biyolojik silahlar