
Sıkça tekrarlanan bir inanca göre “Anneler evlatları için yaÅŸarlar”.AnneliÄŸin bu fedakarlık boyutu üzerine yüzlerce yazı okumuÅŸsunuzdur. Yazılmayan ÅŸudur: Annenin, “doÄŸurduÄŸum varlık için yaÅŸamalıyım” kararı, ister istemez doÄŸurduÄŸu varlığın da onun için yaÅŸaması özlemini barındırır içinde; en azından o varlık öyle hisseder.
Doğumla başlayan bu karşılıklı adanmışlık hissi, hayat boyu sürer.
Mitoloji, gökler tanrısı Zeus un, Leda yla birleşebilmek için kuğu kılığına girdiğini yazar. Leda kuğuyu alınca şöyle der:
“Bir kuÄŸum olduÄŸundan beri intihar etmekte özgür deÄŸilim artık”…
Çocuklar, hasretle beklenmiÅŸ kuÄŸularıdır annelerinin… ve hayatına bir kuÄŸu giren anne, “intihar etmekte bile özgür deÄŸildir artık…”
Lakin annenin bu esareti, ister istemez kuğusunu da tutsaklaştıracak ve bu ikiliyi aynı tutkunun prangalarıyla birbirine bağlayacaktır.
Onlar sevginin rehineleridirler artık ve şefkatin pamuktan kıskacında yaşayıp gideceklerdir.
Hayat, koruyucu meleÄŸin kanatları altında öyle rahattır ki kuÄŸular bir süre sonra alışırlar. Bu konfor alır götürür onları… Terli sırttaki bezler, gurur okÅŸayan sözler, “Bak senin için bu börekler”, “aman ne zahmetler”le hepten şımarırlar. Zamanla kart bir tavusa dönüştüklerinde bile “analarının biricik kuÄŸusu” muamelesi görmenin tadından vazgeçemezler.
* * *
Erkek kuğular açısından öykünün devamı biraz değişiktir:
Günlerden bir gün “öteki kadın” çıkagelir ve aÅŸk tanrısı Eros un okunu fırlatarak ana-oÄŸul arasındaki gönüllü tutsaklığın prangalarını çözer. Sonra da “evcil kuÄŸu”nun tüylerini yolup, ona aslında Zeus olduÄŸunu hatırlatır.
Ancak oÄŸul için annesi, “ilk kadın”dır. Ondan sevgiyi, ÅŸefkati, fedakarlığı öğrenmiÅŸtir. O yüzden de, her yeni kadını, “ilk kadını” ile kıyaslar. Bu kıyaslama, üçgenin her üç ucu için de daimi bir mutsuzluk kaynağı olmaya adaydır. Bundan böyle oÄŸulun tanıştırdığı her kız, annenin bakışlarında test edilecek oradaki bir ışıltıyla kabul görecek ya da bir bulut kümesiyle geri çevrilecektir. Annesini seven bir evlat için hayat, o adanmışlığı geri ödeyebilmek uÄŸruna adanmış bir baÅŸka hayata dönüşecektir.
Hayat, üç bilinmeyenli bir denklemdir artık…
* * *
Bundan sonrası üçüne kalmıştır:
Fedakarlıkta sınır tanımayan bir anne, geceyarısı “KuÄŸumun sırtı açılmıştır, gidip örteyim” dedi mi, iÅŸ biter.
Bu durum karşısında kimi kuÄŸular dilleri döndüğünce artık bir tavus olduklarını anlatmaya çalışırlar. Kimileri ise “öteki kadın”dan hiçbir zaman göremeyecekleri bu ilgiden gizli bir haz duyarak sırtlarını uzatırlar, kartlaÅŸan tüylerini sevdirmek için…
“Öteki kadın”a, sinirle o tüyleri yolmak düşer genellikle… “Yolamayan” ise, bunun intikamını kendi oÄŸluna aynısını uygulayarak alır. Nasıl olsa ÅŸimdi onun da bir kuÄŸusu vardır; sırtını örtebileceÄŸi, eÅŸ seçebileceÄŸi… Her “öteki kadın”, potansiyel bir “ilk kadın”dır çünkü… ve kendi öteki kadınlarını yaratır.
Sevgiyle ipotek konulmuş hayatlar silsilesi böylece kuşaktan kuşağa sürer.
* * *
Kıssadan hisse:
Bir evlada bırakılacak en büyük miras, özgürlüktür. Ona özgürlük devredebilmek için de önce sizin özgür olmanız gerekir.
Bırakın sırtını kendisi örtsün. Bu hem sizi, hem kuğunuzu özgürleştirecektir.
Yazar : Can DÜNDAR



Be First To Comment
Related Post
Lutfen Yorumlayin